Bugün 6 Ocak 2009, Salı
Arama
Hakkımızda    
Yaklaşımımız
Müşterilerimizden
 

MUDO

Ana Fikir: Değişim ve "Önde Olmak"

Markayı yönetirken marka olmayı başarmış bir usta, Mustafa Taviloğlu ile son derece keyifli bir söyleşi yaptık. İnsan dergisinin konusu gereği, Mustafa Taviloğlu ile söyleşi yapmamızın ilk nedeni elbette ki insan. PricewaterhouseCoopers (PwC) İnsan Kaynakları Danışmanlığı sponsorluğunda oluşturduğumuz bu sayfalarda, PwC ile yürütülen MUDO Akademi çalışmalarını, hedeflerini ve sonuçlarını Mustafa Taviloğlu'nun yorumlarıyla aktarmak istedik. Ama bu proje ile birlikte 30 yılını marka yönetimine ve mağazacılığa adamış bir ustanın da hayata dair yorumlarını alma şansımız oldu.

Bu söyleşi bu yüzden çok özel, çok lezzetli ve çok öğretici...

MUDO'nun içinde bulundurduğu, tüm konsept ve markaların, tüketiciye ulaşmasını istediğiniz ortak mesajları nedir? MUDO deyince akla en çok neyin gelmesini hedefliyorsunuz? Ve ne kadar yakınsınız bu hedefe?

- MUDO deyince akla değişimin gelmesini hedefliyorum. Değişimle vurgulamak istediğim, mağazacılığın kendi içinde beslemesi gereken değişim değil, daha geniş pencereli bir değişim. MUDO çağdaştır. MUDO önde giden, önde gitmesi gereken bir markadır. MUDO müşterisi dünyayı MUDO'da izler. Bu sadece slogan olsun diye söylenmiş bir laf değil, öyle hissedildiği, öylesi doğru olduğu ve ancak bu şekilde gerçekten başarılı olunabileceği için, yaşam biçimi haline getirilmiş bir konsepttir. MUDO kendisini dünya markalarıyla ölçer, dünyayı izleyerek mağazacılık yapar. Bazı konularda dünyanın da önünde olmaya çalışır. Öncü olmak veya lokomotif olmak, önde olmayı karşılamaz burada. Öyle bir konsept yaratırsınız ki öndesinizdir, geride kalanların sizin önde oluşunuzdan ne gibi faydalar çıkaracağı o noktada onların bileceği iştir. Bizim en önemli mesajımız budur. Çadaş ve önde olmak. Değişime açık ve değişimi kolayca uygulayabilen bir firma olmak. Ve bu mesaj verilirken altının dolu olduğunu da hissettiririz müşterilerimize. Çünkü uygulamada da çağdaş, dünyalı ve değişime açık bir mağazacılık anlayışı bizimki.

Bu konseptin yaratıcısı olarak her işte kişisel payınızın olduğu gözlenir. Bunu bir eleştiri olarak algılamayacağınızı bildiğim için rahatça sormak istiyorum. Mustafa Taviloğlu herşeyin karar vericisi midir MUDO'da? Herşeyde bir parça da olsa parmağı var mıdır?

- Mustafa Taviloğlu tek başına MUDO'dur anlamını çıkarmazsanız bu yanıttan, evet, işleyişin pek çok yerinde ben varım. Ama işleri ekip yapıyor. Sevdiğim için, deneyimli olduğum için veya uzman olduğum için pek çok işi takip ediyorum. Bu noktada Mustafa Taviloğlu bir örnektir. Kafasındaki herşeyi aktarmak zorundadır. Profesyonellerin yürüttükleri işler Mustafa Taviloğlu'nun deneyim ve katkılarıyla mükemmele ulaşır. Her zaman böyle midir? Bazen gerekmez. Ama gerektiği zaman, işin hem çok içinde hem de çok dışında gibi bakmayı başarabilirim. Pek çok şirkette böyledir bu, bize özel değil. Bir markayı doğurmuşsanız, adınız o markayla birlikte anılıyorsa elbette profesyonellerin göremediği birtakım ayrıntıları daha kolay görebilme şansınız var. Bunu kullanır MUDO çalışanları. Mustafa Taviloğlu'da kullanılmaya izin verir, bundan hoşlanır. Yorucudur ama enerjinizi verdiğiniz alanda başarılı olunca, yenilenirsiniz. MUDO'nun yenilikçi yapısı, enerjisi ve başarısı beni yeniler, motive eder ve daha fazlasını vermeye hazır olurum.

Peki bu kadar içinde olduğunuz bir işleyişte görevlerin devri konusunda tedirgin misiniz? Kolay mıdır bir işi delege etmeniz?

- Zorlandığım anlar olur. Ama az önce de söylediğim gibi bir marka bir adam demek olamaz. Kurum olmak ve kurumsal davranmanın temelinde işlerin sahipleri tarafından titizlikle yürütülmesi gerekliliği doğar. Bir işi en iyi gerçek sahibi bilir ve yapar. Benim asıl yapmam gereken işin sahibi konusunda doğru karar vermek ve her işe doğru bir adam yerleştirebilmek. Ben bir yönetmenim. Filmimi en doğru biçimde çekmeye çalışıyorum. Yönetmen herşeydir bir filmde. Ama ben oynamıyorum. Filmleri banyo eden ben değilim veya oyuncuların paralarını cebimden vermiyorum. Bunları organizasyon yapıyor, ben yönetmenliğimi yapıyorum. Ve oyuncularım gayet iyiler.

Ben bunca yoğunluğun arasında mağazalarda bu kadar seri dolaşarak, iyi ve kötü tüm ayrıntıların üzerinden geçemiyorum. Bir mağazaya girip, ancak yanlış olanları söylemeye vaktim oluyor. Yanlışları hemen görüyorum. Ama eğer hiç bir şey yanlış değilse, bir şey söylemem, bana yakın çalışanlar o zaman herşeyin yolunda olduğunu bilir ve anlarlar.

Mağazacılık konusunda böylesine deneyim sahibi olunca, ilk bakışta görür müsünüz doğru kişiyi?

- Görmem. İlk bakışta hiç anlamam bir kişinin bir iş için doğru insan olup olmadığını. Öyle bir yeteneğim yok. Ben bir kişiyi ilk bakışta değil, iş başında anlayabilirim. Neden görmem? Deneyimim mi yok? Bu kadar yılın sonunda kim ne iş yapar konusunda bir fikrim yok mu? Bir fikrim var elbette, ama önyargısız ve iyi niyetli bir biçimde o işin o kişi tarafından yapılabileceğine inanmak isterim ve inanırım. Ancak işin başına gelindiğinde ve iş başında iken ne kadar fayda sağladığını ve bize ne verdiğini anlayabilirim. "Aynası iştir kişinin" sözü, klişeleşmiş gibi görünüyor ama çok anlamlı.

Sadece verilen işi doğru yapmak mıdır kriter?

- Olabilir mi? Eğer tanımlanmış bir iş varsa, ki kurumlarda işlerin tanımı vardır, o işi biraz bilgi ve zekası olan herkes yapar. Ama o işin tanımını genişletmek, o işe yeni faydalar kazandırmak, yeni bir boyut yaratmak ve hayata geçirmektir önemli olan. Bir işi doğru yapmanın elbette önemi var ama daha önemlisi bu. Yaratıcılık. Hele mağazacılık gibi özel bir alanda iseniz yaratıcılığınız en önemli silahlarınızdan biridir. Bir resim gibi düşünün yaptığınız işi, her bir fırça darbesi o resme bir şey katar veya bir şey alır. Mağazayı düzenlerken, ürün seçerken, eleman seçerken veya bir aksesuar yerleştirirken, hep bir ressam kadar duygulu ve özenli olmanız gerekir.

MUDO Akademi fikri nasıl doğdu, nasıl gelişti ve şu anda hangi aşamada?

- MUDO Akademinin temel amacı, MUDO'nun gelecekteki üst düzey yöneticilerini şimdiden seçmek ve onları ilgili oldukları alanda en iyi biçimde yetiştirmektir. Bu sayfalarda bizi konuk eden PricewaterhouseCooper İnsan Kaynakları Danışmanlığı ile yaptığımız çalışmalarda bu konunun bizim önemli üstünde durmamız gereken bir konu olduğunu saptadık.

Sizin taleplerinizle mi doğdu MUDO Akademi, PwC'nin bir önerisi miydi?

- Her ikisi de. Benim böyle bir ihtiyacım vardı ama onlar bu ihtiyacı değerlendirmemi, doğru biçimde ifade etmemi ve uygulamaya geçirmemi sağladılar. Bizim ihtiyacımıza doğru çözüm bulduk birlikte diye özetlenebilir. PwC olan iş ortaklığımız her zaman sürecek, uzun vadeli bir ortaklık. Şu sıralar yeni bir projenin hazırlığındayız. En önemli avantajları uluslararası bir şirket olmanın dünyalı bakışını, yerel uygulamalardaki başarılarla birleştirebiliyor olmaları. Ve biz bu projeyi profesyonel bir danışmanlık olmadan, bu kadar iyi uygulayamazdık. Neler yaptık MUDO Akademi'de? Öncelikle PwC'nin öneri ve katkılarıyla bu elemanları seçmek ve yetiştirmek konusunda doğru partnerlere ulaştık. Aks gibi, Bilgi Üniversitesi gibi, Soysal gibi, Management Center Türkiye gibi eğitim firmalarıyla iş ortaklıkları yaptık. Aralarında benim oğlum da olan geleceğin yöneticilerini yetiştiriyoruz.

MUDO Akademi'nin yaratılması ihtiyacına, sizin profesyonellerinizi temelden yetiştirme isteğiniz olarak bakmamız doğru olur mu?

- Çok doğru. Benim MUDO'nun geleceğinde aradığım yöneticilerin özellikleri, MUDO kültürünü tanıyan, gelişmeye açık, kendisini dünya vatandaşı olarak gören ve mağazacılığı MUDO'da öğrenmiş ve anlamış olmaları. MUDO kültürü, Türkiye için önde bir mağazacılık kültürüdür. Çok deneyimli ve kalifiye insanları işin başına geçirmeyi denedik. MUDO'nun kültürüyle büyümemiş ancak başka açılardan çok kaliteli elemanlarımız oldu. Ama hiçbir zaman sonuç, burada satış sorumluluğundan başlayarak yetişmiş, mağazacılığı burada öğrenmiş ve buranın ruhunu almış insanlar kadar başarılı olmadı. Belki ihtiyacımız olan elemanı kendi malzememizle birleştirerek ortaya çıkarmak isteğimiz bundandır, haklısınız. Ama bu yaklaşımın bize uzun vadede yarar sağlayacağına inanıyorum.

Ama bu aynı zamanda bir izolasyon anlamına gelmiyor mu? Başka noktalarda beslenmiş, deneyim kazanmış ama bu işletmenin de kültürünü iyi yorumlayan bir eleman daha avantajlı olmaz mı?

- Olur tabii zaten ben üst düzey yöneticimi kendim yetiştiririm başka önerilere açık değilim gibi bir yaklaşım içinde değilim ki. Ben mağazacılık konusunda MUDO gibi bir markanın kendi ihtiyaçları doğrultusunda eleman yetiştirmesinin, bulunduğu konum gereği doğru olduğuna inanıyorum. Bu bize zaman kazandırır. Uzun vadeli bir yatırım demektir. Üstelik sözü edilen yatırım, taşa toprağa yapılmış bir yatırım da değil üstelik, insana yatırım yapıyorsunuz Yarın siz olmadan yürümesini hayal ettiğiniz bir müessesede insan yetiştiriyor, deneyim kazandırıyorsunuz. Mağazacılığa ilgi duyan ama nereden başlayacağını bilmeyen genç insanlara iş olanakları yaratıyorsunuz. Değer kaybetmeyecek, üstünde çalışıldıkça daha iyi sonuçlar getirecek bir yatırım bu.

Şu anda hangi aşamadasınız?

- MUDO Akademi 3 kez tekrarlandı, dördüncüsü sürüyor. 3 kez mezun verdik. İlk mezunlarımız 2000 yılının Şubat ayında görevlerinin başına geçtiler. Bu uygulama öncesinde bankacılık gibi sektörlerde yapılmış ama, perakende sektöründe markaya özel ilk çalışma bizimki.

Aradığınız yetkinlikler neler?

- Bu yetkinlikleri şöyle sıraladık: Öğrenme isteği ve gelişme düzeyi, işini sahiplenme, detaya önem verme, iş bitirici olma, ticari bakış açısı, dengeli duygusal yaşam, tutarlılık ve dünyalı bakış açısı. Bu prensiplere uyanlar birlikte çalışılır, gelecekte şirketimize ortak olabilecek elemanlardır.

%100 başarı sağlandı mı? Seçilen tüm elemanlar sizin istediğiniz tüm koşullara uygun mu oldu?

- Çoğunlukla ama her zaman değil. Biraz önce de söyledim, bir kişiyi doğru seçmek veya doğru eğitmenin ötesinde, yaptığı işi yorumlayıp karar verebilirsiniz. İşin başına geçtiği zaman anlarsınız doğru olup olmadığını. Kimi kez yanlış karar verdiğimizi düşündüğümüz oldu ama genel olarak bu proje, bizim için doğru kurulmuş ve doğru yürüyen bir projedir. Ve MUDO ailesinin geleceği açısından çok önemlidir.

Kişisel bir soru sormak ve bitirmek istiyorum söyleşiyi. Koleksiyonerliğinizle tanınırsınız. Çok özel ve değerli bir resim koleksiyonunuz olduğu bilinir. Bu söyleşi ile ilgili araştırma yaparken şöyle soru oluştu. "Gerçek" bir koleksiyoner için, koleksiyon bir yaşam tarzıdır ve aslında yaşamın her alanında koleksiyoner tavır hissedilir. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım?

- Açıkçası bu konuya hiç böyle bakmamıştım ama siz cümleyi kurduğunuz zaman doğru olduğunu hissettim. Koleksiyon yaparken var olan değerinize yeni değerler katmaya çalışırsınız, her bir parça kendi başına özeldir ve sizin oluşturduğunuz bütüne yeni bir boyut katar. Şimdi düşündüğümde, insan seçiminin de benim için bu kadar özel olduğunu fark ediyorum. Bir resmi koleksiyonunuza eklediğinizde içinizde yeni bir kaynak yaratırsınız, o resim sizi besler ve kendinizi iyi hissetmenize yol açar. Sanırım bunu farketmemiş de olsam uyguluyorum ve eğer doğru bir karar verdiysem bu beni besliyor, mutlu ediyor. Yanlışlar da kısa zaman içinde elden çıkarılıyor. Zaten eğer hassas bir koleksiyoner iseniz, hata yapma olasılığınız düşüyor.

Yoğun trafiğinin içinde 360°İnsan'a zaman ayırdığı ve içtenlikle deneyimlerini paylaştığı için Mustafa Taviloğlu'na teşekkür ediyoruz.

Konuyla ilgili iletişim kurmak için: hrs@tr.pwc.com

Kaynak: İnsan Kaynakları Yönetimi Dergisi, sayı 10, Ocak 2003


 Müşterilerimizden Sayfasına Dönüş

     
PricewaterhouseCoopers, Türkiye İş Kurumu'ndan Özel İstihdam Bürosu İzin Belgesi sahibidir.
Belge No:188 Belge Tarihi:10.10.2006

© 2008 PricewaterhouseCoopers. Tüm hakları saklıdır.
PricewaterhouseCoopers, PricewaterhouseCoopers International Limited'in üye kuruluşlarını temsil eder. Üye kuruluşların her biri ayrı ve bağımsız şirketlerdir.
 
PwC Türkiye    Vergi Portalı    Yasal Uyarı    Gizlilik Şartları    İletişim     Site Sahibi