|
MUDO
Ana Fikir: Değişim ve "Önde Olmak"
Markayı yönetirken marka olmayı başarmış bir usta, Mustafa Taviloğlu
ile son derece keyifli bir söyleşi yaptık. İnsan dergisinin konusu
gereği, Mustafa Taviloğlu ile söyleşi yapmamızın ilk nedeni elbette
ki insan. PricewaterhouseCoopers (PwC) İnsan Kaynakları Danışmanlığı
sponsorluğunda oluşturduğumuz bu sayfalarda, PwC ile yürütülen MUDO
Akademi çalışmalarını, hedeflerini ve sonuçlarını Mustafa Taviloğlu'nun
yorumlarıyla aktarmak istedik. Ama bu proje ile birlikte 30 yılını
marka yönetimine ve mağazacılığa adamış bir ustanın da hayata dair
yorumlarını alma şansımız oldu.
Bu söyleşi bu yüzden çok özel, çok lezzetli ve çok öğretici...
MUDO'nun içinde bulundurduğu, tüm konsept ve markaların, tüketiciye
ulaşmasını istediğiniz ortak mesajları nedir? MUDO deyince akla en
çok neyin gelmesini hedefliyorsunuz? Ve ne kadar yakınsınız bu hedefe?
-
MUDO deyince akla değişimin gelmesini hedefliyorum. Değişimle vurgulamak
istediğim, mağazacılığın kendi içinde beslemesi gereken değişim değil,
daha geniş pencereli bir değişim. MUDO çağdaştır. MUDO önde giden,
önde gitmesi gereken bir markadır. MUDO müşterisi dünyayı MUDO'da
izler. Bu sadece slogan olsun diye söylenmiş bir laf değil, öyle
hissedildiği, öylesi doğru olduğu ve ancak bu şekilde gerçekten başarılı
olunabileceği için, yaşam biçimi haline getirilmiş bir konsepttir.
MUDO kendisini dünya markalarıyla ölçer, dünyayı izleyerek mağazacılık
yapar. Bazı konularda dünyanın da önünde olmaya çalışır. Öncü olmak
veya lokomotif olmak, önde olmayı karşılamaz burada. Öyle bir konsept
yaratırsınız ki öndesinizdir, geride kalanların sizin önde oluşunuzdan
ne gibi faydalar çıkaracağı o noktada onların bileceği iştir. Bizim
en önemli mesajımız budur. Çadaş ve önde olmak. Değişime açık ve
değişimi kolayca uygulayabilen bir firma olmak. Ve bu mesaj verilirken
altının dolu olduğunu da hissettiririz müşterilerimize. Çünkü uygulamada
da çağdaş, dünyalı ve değişime açık bir mağazacılık anlayışı bizimki.
Bu konseptin yaratıcısı olarak her işte kişisel
payınızın olduğu gözlenir. Bunu bir eleştiri olarak algılamayacağınızı
bildiğim için rahatça sormak istiyorum. Mustafa Taviloğlu herşeyin
karar vericisi midir MUDO'da? Herşeyde bir parça da olsa parmağı
var mıdır? - Mustafa Taviloğlu tek başına MUDO'dur anlamını çıkarmazsanız bu
yanıttan, evet, işleyişin pek çok yerinde ben varım. Ama işleri ekip
yapıyor. Sevdiğim için, deneyimli olduğum için veya uzman olduğum
için pek çok işi takip ediyorum. Bu noktada Mustafa Taviloğlu bir
örnektir. Kafasındaki herşeyi aktarmak zorundadır. Profesyonellerin
yürüttükleri işler Mustafa Taviloğlu'nun deneyim ve katkılarıyla
mükemmele ulaşır. Her zaman böyle midir? Bazen gerekmez. Ama gerektiği
zaman, işin hem çok içinde hem de çok dışında gibi bakmayı başarabilirim.
Pek çok şirkette böyledir bu, bize özel değil. Bir markayı doğurmuşsanız,
adınız o markayla birlikte anılıyorsa elbette profesyonellerin göremediği
birtakım ayrıntıları daha kolay görebilme şansınız var. Bunu kullanır
MUDO çalışanları. Mustafa Taviloğlu'da kullanılmaya izin verir, bundan
hoşlanır. Yorucudur ama enerjinizi verdiğiniz alanda başarılı olunca,
yenilenirsiniz. MUDO'nun yenilikçi yapısı, enerjisi ve başarısı beni
yeniler, motive eder ve daha fazlasını vermeye hazır olurum. Peki bu kadar içinde olduğunuz bir işleyişte
görevlerin devri konusunda tedirgin misiniz? Kolay mıdır bir işi
delege etmeniz? - Zorlandığım anlar olur. Ama az önce de söylediğim gibi bir marka
bir adam demek olamaz. Kurum olmak ve kurumsal davranmanın temelinde
işlerin sahipleri tarafından titizlikle yürütülmesi gerekliliği doğar.
Bir işi en iyi gerçek sahibi bilir ve yapar. Benim asıl yapmam gereken
işin sahibi konusunda doğru karar vermek ve her işe doğru bir adam
yerleştirebilmek. Ben bir yönetmenim. Filmimi en doğru biçimde çekmeye
çalışıyorum. Yönetmen herşeydir bir filmde. Ama ben oynamıyorum.
Filmleri banyo eden ben değilim veya oyuncuların paralarını cebimden
vermiyorum. Bunları organizasyon yapıyor, ben yönetmenliğimi yapıyorum.
Ve oyuncularım gayet iyiler. Ben bunca yoğunluğun arasında mağazalarda bu kadar seri dolaşarak,
iyi ve kötü tüm ayrıntıların üzerinden geçemiyorum. Bir mağazaya
girip, ancak yanlış olanları söylemeye vaktim oluyor. Yanlışları
hemen görüyorum. Ama eğer hiç bir şey yanlış değilse, bir şey söylemem,
bana yakın çalışanlar o zaman herşeyin yolunda olduğunu bilir ve
anlarlar. Mağazacılık konusunda böylesine deneyim
sahibi olunca, ilk bakışta görür müsünüz doğru kişiyi? - Görmem. İlk bakışta hiç anlamam bir kişinin bir iş için doğru
insan olup olmadığını. Öyle bir yeteneğim yok. Ben bir kişiyi ilk
bakışta değil, iş başında anlayabilirim. Neden görmem? Deneyimim
mi yok? Bu kadar yılın sonunda kim ne iş yapar konusunda bir fikrim
yok mu? Bir fikrim var elbette, ama önyargısız ve iyi niyetli bir
biçimde o işin o kişi tarafından yapılabileceğine inanmak isterim
ve inanırım. Ancak işin başına gelindiğinde ve iş başında iken ne
kadar fayda sağladığını ve bize ne verdiğini anlayabilirim. "Aynası
iştir kişinin" sözü, klişeleşmiş gibi görünüyor ama çok anlamlı. Sadece verilen işi doğru yapmak mıdır kriter? - Olabilir mi? Eğer tanımlanmış bir iş varsa, ki kurumlarda işlerin
tanımı vardır, o işi biraz bilgi ve zekası olan herkes yapar. Ama
o işin tanımını genişletmek, o işe yeni faydalar kazandırmak, yeni
bir boyut yaratmak ve hayata geçirmektir önemli olan. Bir işi doğru
yapmanın elbette önemi var ama daha önemlisi bu. Yaratıcılık. Hele
mağazacılık gibi özel bir alanda iseniz yaratıcılığınız en önemli
silahlarınızdan biridir. Bir resim gibi düşünün yaptığınız işi, her
bir fırça darbesi o resme bir şey katar veya bir şey alır. Mağazayı
düzenlerken, ürün seçerken, eleman seçerken veya bir aksesuar yerleştirirken,
hep bir ressam kadar duygulu ve özenli olmanız gerekir. MUDO Akademi fikri nasıl doğdu, nasıl gelişti
ve şu anda hangi aşamada? - MUDO Akademinin temel amacı, MUDO'nun gelecekteki üst düzey yöneticilerini
şimdiden seçmek ve onları ilgili oldukları alanda en iyi biçimde
yetiştirmektir. Bu sayfalarda bizi konuk eden PricewaterhouseCooper
İnsan Kaynakları Danışmanlığı ile yaptığımız çalışmalarda bu konunun
bizim önemli üstünde durmamız gereken bir konu olduğunu saptadık. Sizin taleplerinizle mi doğdu MUDO Akademi,
PwC'nin bir önerisi miydi? - Her ikisi de. Benim böyle bir ihtiyacım vardı ama onlar bu ihtiyacı
değerlendirmemi, doğru biçimde ifade etmemi ve uygulamaya geçirmemi
sağladılar. Bizim ihtiyacımıza doğru çözüm bulduk birlikte diye özetlenebilir.
PwC olan iş ortaklığımız her zaman sürecek, uzun vadeli bir ortaklık.
Şu sıralar yeni bir projenin hazırlığındayız. En önemli avantajları
uluslararası bir şirket olmanın dünyalı bakışını, yerel uygulamalardaki
başarılarla birleştirebiliyor olmaları. Ve biz bu projeyi profesyonel
bir danışmanlık olmadan, bu kadar iyi uygulayamazdık. Neler yaptık
MUDO Akademi'de? Öncelikle PwC'nin öneri ve katkılarıyla bu elemanları
seçmek ve yetiştirmek konusunda doğru partnerlere ulaştık. Aks gibi,
Bilgi Üniversitesi gibi, Soysal gibi, Management Center Türkiye gibi
eğitim firmalarıyla iş ortaklıkları yaptık. Aralarında benim oğlum
da olan geleceğin yöneticilerini yetiştiriyoruz. MUDO Akademi'nin yaratılması ihtiyacına,
sizin profesyonellerinizi temelden yetiştirme isteğiniz olarak bakmamız
doğru olur mu? - Çok doğru. Benim MUDO'nun geleceğinde aradığım yöneticilerin özellikleri,
MUDO kültürünü tanıyan, gelişmeye açık, kendisini dünya vatandaşı
olarak gören ve mağazacılığı MUDO'da öğrenmiş ve anlamış olmaları.
MUDO kültürü, Türkiye için önde bir mağazacılık kültürüdür. Çok deneyimli
ve kalifiye insanları işin başına geçirmeyi denedik. MUDO'nun kültürüyle
büyümemiş ancak başka açılardan çok kaliteli elemanlarımız oldu.
Ama hiçbir zaman sonuç, burada satış sorumluluğundan başlayarak yetişmiş,
mağazacılığı burada öğrenmiş ve buranın ruhunu almış insanlar kadar
başarılı olmadı. Belki ihtiyacımız olan elemanı kendi malzememizle
birleştirerek ortaya çıkarmak isteğimiz bundandır, haklısınız. Ama
bu yaklaşımın bize uzun vadede yarar sağlayacağına inanıyorum. Ama bu aynı zamanda bir izolasyon anlamına
gelmiyor mu? Başka noktalarda beslenmiş, deneyim kazanmış ama bu
işletmenin de kültürünü iyi yorumlayan bir eleman daha avantajlı
olmaz mı? - Olur tabii zaten ben üst düzey yöneticimi kendim yetiştiririm
başka önerilere açık değilim gibi bir yaklaşım içinde değilim ki.
Ben mağazacılık konusunda MUDO gibi bir markanın kendi ihtiyaçları
doğrultusunda eleman yetiştirmesinin, bulunduğu konum gereği doğru
olduğuna inanıyorum. Bu bize zaman kazandırır. Uzun vadeli bir yatırım
demektir. Üstelik sözü edilen yatırım, taşa toprağa yapılmış bir
yatırım da değil üstelik, insana yatırım yapıyorsunuz Yarın siz olmadan
yürümesini hayal ettiğiniz bir müessesede insan yetiştiriyor, deneyim
kazandırıyorsunuz. Mağazacılığa ilgi duyan ama nereden başlayacağını
bilmeyen genç insanlara iş olanakları yaratıyorsunuz. Değer kaybetmeyecek,
üstünde çalışıldıkça daha iyi sonuçlar getirecek bir yatırım bu. Şu anda hangi aşamadasınız?
- MUDO Akademi 3 kez tekrarlandı, dördüncüsü sürüyor. 3 kez mezun
verdik. İlk mezunlarımız 2000 yılının Şubat ayında görevlerinin başına
geçtiler. Bu uygulama öncesinde bankacılık gibi sektörlerde yapılmış
ama, perakende sektöründe markaya özel ilk çalışma bizimki.
Aradığınız yetkinlikler neler?
- Bu yetkinlikleri şöyle sıraladık: Öğrenme isteği ve gelişme düzeyi,
işini sahiplenme, detaya önem verme, iş bitirici olma, ticari bakış
açısı, dengeli duygusal yaşam, tutarlılık ve dünyalı bakış açısı.
Bu prensiplere uyanlar birlikte çalışılır, gelecekte şirketimize
ortak olabilecek elemanlardır.
%100 başarı sağlandı mı? Seçilen tüm elemanlar sizin istediğiniz
tüm koşullara uygun mu oldu?
- Çoğunlukla ama her zaman değil. Biraz önce de söyledim, bir kişiyi
doğru seçmek veya doğru eğitmenin ötesinde, yaptığı işi yorumlayıp
karar verebilirsiniz. İşin başına geçtiği zaman anlarsınız doğru
olup olmadığını. Kimi kez yanlış karar verdiğimizi düşündüğümüz oldu
ama genel olarak bu proje, bizim için doğru kurulmuş ve doğru yürüyen
bir projedir. Ve MUDO ailesinin geleceği açısından çok önemlidir.
Kişisel bir soru sormak ve bitirmek istiyorum söyleşiyi. Koleksiyonerliğinizle
tanınırsınız. Çok özel ve değerli bir resim koleksiyonunuz olduğu
bilinir. Bu söyleşi ile ilgili araştırma yaparken şöyle soru oluştu.
"Gerçek" bir koleksiyoner için, koleksiyon bir yaşam tarzıdır ve
aslında yaşamın her alanında koleksiyoner tavır hissedilir. Bu ne
kadar doğru bir yaklaşım?
- Açıkçası bu konuya hiç böyle bakmamıştım ama siz cümleyi kurduğunuz
zaman doğru olduğunu hissettim. Koleksiyon yaparken var olan değerinize
yeni değerler katmaya çalışırsınız, her bir parça kendi başına özeldir
ve sizin oluşturduğunuz bütüne yeni bir boyut katar. Şimdi düşündüğümde,
insan seçiminin de benim için bu kadar özel olduğunu fark ediyorum.
Bir resmi koleksiyonunuza eklediğinizde içinizde yeni bir kaynak
yaratırsınız, o resim sizi besler ve kendinizi iyi hissetmenize yol
açar. Sanırım bunu farketmemiş de olsam uyguluyorum ve eğer doğru
bir karar verdiysem bu beni besliyor, mutlu ediyor. Yanlışlar da
kısa zaman içinde elden çıkarılıyor. Zaten eğer hassas bir koleksiyoner
iseniz, hata yapma olasılığınız düşüyor.
Yoğun trafiğinin içinde 360°İnsan'a zaman ayırdığı ve içtenlikle
deneyimlerini paylaştığı için Mustafa Taviloğlu'na teşekkür ediyoruz.
Konuyla ilgili iletişim kurmak için: hrs@tr.pwc.com
Kaynak: İnsan Kaynakları Yönetimi Dergisi, sayı 10, Ocak 2003
|